İlkbahar geldi gibi, ne dersiniz? Güneşin ilk açtığı günü fırsat bilip geçtiğimiz Pazar ailecek Bebek'e indik. Pazar kalabalığını sevmesem de İstanbul'da sahilini en sevdiğim yer olmaya aday. Bebeksiz hayatımda 2-3 günde bir gittiğim Bebek , bebekli hayatımda, taşınmam ve işe başlamamla birlikte hayallerimde bir anı olarak kalmış. Buraya en son kış başlamadan önce "hemfithemanne"nin pusetli günler etkinliğinde gelmişiz.
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlkbahar geldi gibi, ne dersiniz? Güneşin ilk açtığı günü fırsat bilip geçtiğimiz Pazar ailecek Bebek'e indik. Pazar kalabalığını sevmesem de İstanbul'da sahilini en sevdiğim yer olmaya aday. Bebeksiz hayatımda 2-3 günde bir gittiğim Bebek , bebekli hayatımda, taşınmam ve işe başlamamla birlikte hayallerimde bir anı olarak kalmış. Buraya en son kış başlamadan önce "hemfithemanne"nin pusetli günler etkinliğinde gelmişiz.
Herkese merhaba! Ben geldim....
Evime, bloguma yeniden döndüm :) En son sizi haberdar etmek için 7 ay önce yazmıştım ve kendimi hazır hissettiğimde bloga döneceğimden bahsetmiştim.
Zamanı geldi, ben yeniden buradayım... Instagram hesabımdan geri döneceğimin sinyallerini vermeye başlamıştım zaten. Ama nedense bloga yazmayı canım hiç istemiyordu. Zaten canım istese de gerçekten hiiç vaktim yoktu.
Herkese merhaba! Bir süredir hamile günlüğümü güncellemediğimi farketmişsinizdir belki. Hatta beni Instagram ve Facebook'ta takip ediyorsanız biliyorsunuzdur. 21 Mayıs'ta aile olduk biz. Minik adamımız Demir Kaan, ailemize teşrif ettiler… O günden beri henüz doğum hikayemi yazamadım yakında o da gelecek. Ama yaklaşan Babalar Günü şerefine yazıma yumuşak bir geçiş yapmak istedim.
Hamileliğim süresince Bio Oil kullandığımdan bir önceki yazımda şurada bahsetmiştim! Ancak tabi ki kullandığım tek ürün o değildi. Yanında bazı yardımcıları da eşlik etti. Bunlardan biri Uni Baby bebek yağı…
Hamilelikte cilt bakımı herkesin kafasını karıştıran bir konu. Özellikle genişleyen vücudunuz ve gerilen karnınızı oluşabilecek çatlaklardan korumak hamile kadınların en büyük dertlerinden biri oluyor. Sonuç olarak sonsuza kadar hamile kalmayacağımıza göre vücudumuzun hamilelik sonrasına yatırım yapmamız şart değil mi? :) Hamilelik süresince oluşabilecek çatlakları önlemek için bir çok ürün var. Açıkçası bu kadar ürün çeşidi arasında kaybolmamak imkansız. "Hamilelikte Cilt Bakımı" dosyası altında benim hamilelik süresince kullandığım ürünlerden bahsedeceğim.
Herkese merhaba! Hamile günlüğümün 25. haftasıyla karşınızdayım :) En son bir hafta önce şurada 24. haftamı paylaşmıştım sizlerle. Bu hafta biraz daha "büyümüş" şekilde karşınızdayım :) 25. haftamda bana deli gücü geldi sanırım çünkü hafta içi iş çıkışı tam 4 akşam dışarı çıktım. Kalan bir gün de tahmin edersiniz ki nakavt oldum.
Eskiden beri kullandığım içeriklerin doğal olup olmadığına çok dikkat eden biri değilimdir. Tabi ki paraben ve benzerlerinden uzak durmaya çalışıyorum ancak bir ürün organik diye çok iyi ve sağlıklı olacak inancına sahip değilim. Fakat hamileliğimle birlikte bu durum değişmeye başladı. Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk yaptığım şey internetten bebeğe zararlı olabilecek kozmetik içeriklerini araştırmak olmuştu. Bunun sonucunda çok sevdiğim salisilik asiti hayatımdan çıkardım önce. Sonrasında çatlak oluşumunu önleyici ürünlere yöneldim. Bu konuda sevgili Başak çok yardımcı oldu bana sağolsun. Kendi araştırmalarıma dayanarak ve onun da önerisiyle organik shea yağı almaya karar verdim ve şuradaki yazımda da bahsettiğim gibi Lila kutu'dan Cyrene shea yağı satın aldım.
Herkese merhaba! Uzun zaman sonra yeniden sizinle bir video paylaşmanın heyecanı içerisindeyim!
Bir süredir yaptığım alışverişleri toparlayıp sizinle paylaşmak istiyordum ancak bir türlü zaman doğru zamanı bulup video çekemiyordum malesef. Haftasonu keyifli ve yorucu bir alışverişin sonunda evi boş bulunca hemen kameranın karşısına geçtim.
Umarım beğenirsini, iyi seyirler…
Daha fazlası için sosyal medyada takip edin!
Hamilelik sürecine girişim çok sıkıntılı olsa da geçtiğimiz 19 hafta pek çok insana göre kolay geçti diyebilirim. Sanırım ilk üç ay boyunca tek şikayetim mide yanması ve yorgunluktu. Midem yüzünden ilk 3 ayı minimum kilo artışı ile atlattım ancak yoğun iş tempom yüzünden yorgunluk beni tabiri caizse süründürdü. İşten sürüne sürüne eve dönüp uyumak tek hayatım haline gelince, blog yazıları da yalan oldu tabi ki :)
Bu nedenle başından beri yazmak istediğim hamilelik günlüklerimi de ancak 19. haftada başlatabiliyorum.
Bu aralar kendimi gerçekten hamile gibi hissediyorum sanırım, aynada vücuduma baktığımda gördüğüm göbek beni artık şaşırtmaya başladı. Sanki bir hafta göbeğim depar attı ve artık montlarıma zor girmeye başladım. Bu arada şimdiye kadar 4 kilo 200 gr. almış olmama rağmen son dönemde vücudumun büyümesi beni endişelendiriyor. Tartıya çıkmaya korkuyorum :)
Bu hafta beni en çok heyecanlandıran şey 19. haftamın son gününde 4 boyutlu ultrasona çektireceğimi bilmek. Bu onunla ilk karşılaşmamız olacak sanırım. Sanırım duygu dolu dakikalar bizi bekliyor. Umarım sorun çıkmaz. Benim için dua edin (:
Bu arada geçtiğimiz hafta gebeliğimi takip eden ve bana ilk günden sezeryan diyen, salak doktorumu değiştirdim ve ameliyatımı yapan doktoruma geri döndüm. Sanırım doktor faktörü çok önemli. Çünkü diğer doktordan her çıktığımda kendimi kötü hissedip, bebeğim hakkında endişelenirken; yeni doktorumla birlikte bir mutluluk havasına büründüm. Doktorumla görüştüğümden beri dünya benim için daha güzel :) Ayrıca eski doktorum bana sadece 3 beyazdan uzak dur derken, yeni doktorumla detaylı bie beslenme planı yaptık. Artık hergün 1 bardak süt, 1 kase yoğurt, badem-ceviz, 2 porsiyon meyve tüketmeye başladım düzenli olarak. Ayrıca haftada iki kez balık tüketeceğime söz verdiğim için omega 3 hapı da kullanmıyorum. Zaten bıkkınlık geldi ilaç yutmaktan. Besin takviyeleri bile gözümde büyüyor. Sanırım bu doğum-emzirme dönemi bittikten sonra kendimi ilaçlardan takviyelerden uzak tutacağım bir detoks programına alacağım.
Uzun zamandır spor yapamamak beni en çok üzen şey sanırım. Temmuz ayından beri çeşitli nedenlerle spor yapamıyorum, son bir kaç haftaya kadar da çok hareket edemiyordum. Son iki haftadır bol bol yürüyüşe çıkmak bana iyi geldi. Özellikle haftasonu kendimizi parklara, sahile atıyoruz eşimle. Sanırım birlikte kaliteli zaman geçirmeyi özlemişiz :)
Bu hafta eskisi gibi cilt bakımı düzenime de geri döndüm :) Sanırım tüm bu süreçlerden dolayı yaşadığım depresyon da geçiyor. Cilt baımı düzenime geri dönmem demek, kozmetikle ilgili yeni blog yazıları yakındır demek.
Yeni yıla girerken bu yıl bloguma geri dönüyorum demiştim kendi kendime. Şimdilik iyi gidiyorum sanırım :)
Sevgiler...
Bu nedenle başından beri yazmak istediğim hamilelik günlüklerimi de ancak 19. haftada başlatabiliyorum.
Bu aralar kendimi gerçekten hamile gibi hissediyorum sanırım, aynada vücuduma baktığımda gördüğüm göbek beni artık şaşırtmaya başladı. Sanki bir hafta göbeğim depar attı ve artık montlarıma zor girmeye başladım. Bu arada şimdiye kadar 4 kilo 200 gr. almış olmama rağmen son dönemde vücudumun büyümesi beni endişelendiriyor. Tartıya çıkmaya korkuyorum :)
Bu hafta beni en çok heyecanlandıran şey 19. haftamın son gününde 4 boyutlu ultrasona çektireceğimi bilmek. Bu onunla ilk karşılaşmamız olacak sanırım. Sanırım duygu dolu dakikalar bizi bekliyor. Umarım sorun çıkmaz. Benim için dua edin (:
Bu arada geçtiğimiz hafta gebeliğimi takip eden ve bana ilk günden sezeryan diyen, salak doktorumu değiştirdim ve ameliyatımı yapan doktoruma geri döndüm. Sanırım doktor faktörü çok önemli. Çünkü diğer doktordan her çıktığımda kendimi kötü hissedip, bebeğim hakkında endişelenirken; yeni doktorumla birlikte bir mutluluk havasına büründüm. Doktorumla görüştüğümden beri dünya benim için daha güzel :) Ayrıca eski doktorum bana sadece 3 beyazdan uzak dur derken, yeni doktorumla detaylı bie beslenme planı yaptık. Artık hergün 1 bardak süt, 1 kase yoğurt, badem-ceviz, 2 porsiyon meyve tüketmeye başladım düzenli olarak. Ayrıca haftada iki kez balık tüketeceğime söz verdiğim için omega 3 hapı da kullanmıyorum. Zaten bıkkınlık geldi ilaç yutmaktan. Besin takviyeleri bile gözümde büyüyor. Sanırım bu doğum-emzirme dönemi bittikten sonra kendimi ilaçlardan takviyelerden uzak tutacağım bir detoks programına alacağım.
Uzun zamandır spor yapamamak beni en çok üzen şey sanırım. Temmuz ayından beri çeşitli nedenlerle spor yapamıyorum, son bir kaç haftaya kadar da çok hareket edemiyordum. Son iki haftadır bol bol yürüyüşe çıkmak bana iyi geldi. Özellikle haftasonu kendimizi parklara, sahile atıyoruz eşimle. Sanırım birlikte kaliteli zaman geçirmeyi özlemişiz :)
Bu hafta eskisi gibi cilt bakımı düzenime de geri döndüm :) Sanırım tüm bu süreçlerden dolayı yaşadığım depresyon da geçiyor. Cilt baımı düzenime geri dönmem demek, kozmetikle ilgili yeni blog yazıları yakındır demek.
Yeni yıla girerken bu yıl bloguma geri dönüyorum demiştim kendi kendime. Şimdilik iyi gidiyorum sanırım :)
Sevgiler...
Daha fazlası için sosyal medyada takip edin!
Lila Kutu alışverişim son zamanda en memnun kaldığım online alışveriş olduğundan dolayı sizinle paylaşmak istedim. Her ne kadar Yurtiçi kargonun ürünü bana teslim etmesi 7 gün sürse de, Lila Kutu alışverişimi aynı gün kargoya teslim ettiğinden dolayı benden koskoca bir artı aldı. halbuki alışmıştım ben günlerce beklemeye (:
"Nereye Kayboldum?" yazılarımın son bölümünü nihayet yayınlayabiliyorum, en azından 2013 bitmeden :)
En son yazımda, 2. aşamaya hazır olduğumdan bahsetmiştim. Peki sonrasında ne oldu?
Dondurulmuş 14 embriyomdan birine kavuşmak için ilaç tedavisine başladım. Neyseki bu sefer göbekten iğneler yok derken, transfer öncesi kara haberi aldım. Günde iki doz kalçadan progestan iğnesi ve göbekten kan sulandırıcı iğne almam gerektiğini öğrendim. Tabi ki tek aldığım ilaçkar bunlar değildi ama gözümde en büyüyenler onlardı. Progestan iğnenin ne kadar can yaktığı iyice şehir efsanesine döndüğünden içimi bir korku sarmadı değil ^_^ Neyseki korkunun ecele çaresi yok diyerekten ilaçlarıma başladım ve evet hiç korktuğum gibi olmadı. İğneden deli gibi korkan biri olarak söyleyebilirim ki eğer bir şekilde progestan iğnesine başlamanız gerekirse hiç korkmayın! Bu sanırım tamamen insanın bünyesiyle alakalı. Gerçi artık bir sürü operasyon, iğne, sancı derken acı eşiğim baya yukarılara çıktı sanırım :)
En son yazımda, 2. aşamaya hazır olduğumdan bahsetmiştim. Peki sonrasında ne oldu?
Dondurulmuş 14 embriyomdan birine kavuşmak için ilaç tedavisine başladım. Neyseki bu sefer göbekten iğneler yok derken, transfer öncesi kara haberi aldım. Günde iki doz kalçadan progestan iğnesi ve göbekten kan sulandırıcı iğne almam gerektiğini öğrendim. Tabi ki tek aldığım ilaçkar bunlar değildi ama gözümde en büyüyenler onlardı. Progestan iğnenin ne kadar can yaktığı iyice şehir efsanesine döndüğünden içimi bir korku sarmadı değil ^_^ Neyseki korkunun ecele çaresi yok diyerekten ilaçlarıma başladım ve evet hiç korktuğum gibi olmadı. İğneden deli gibi korkan biri olarak söyleyebilirim ki eğer bir şekilde progestan iğnesine başlamanız gerekirse hiç korkmayın! Bu sanırım tamamen insanın bünyesiyle alakalı. Gerçi artık bir sürü operasyon, iğne, sancı derken acı eşiğim baya yukarılara çıktı sanırım :)
Dün yazdığım yazı için çok güzel yorumlar geldi... Öncelikle desteğiniz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Sonrasında yarıda kaldığımız hikayemize devam edebiliriz... Eğer dünkü yazımı görmediyeseniz öncelikle buradan yazımı okumanızı tavsiye ederim.


Herkese merhaba! Bir zamanlar aktif bir kozmetik bloggerıydım değil mi? Son bir yıldır ara ara yazmakla beraber Temmuz ayından beri genel olarak ortadan kayboldum. Öncelikle blogumu ilk defa ziyaret edenler için 3 yıl boyunca www.mission-beauty.net'te mission beauty olarak yazdığımı belirtmek isterim :) Peki niye ortadan kayboldun diye soracak olursanız orası biraz muallak deeeermişim :P Tabi ki değil, bu süreç içerisinde bir yandan sağlık sorunlarıyla boğuşmakran bir yandan da hamile kalmak için uğraşmaktan hayatımda başka hiç bir şeye vakit ayıramaz olmuştum. Taaa ki bu yazıyı yazana kadar... Bugün yazacağım konunun tamamen makyaj dışında olacağını anlamışsınızdır sanırım. Bu yazı mutlu sonla biten bir infertilite hikayesi, buradan sonrasını okuyup okumamak tamamen size kalmış :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











